4 Mayıs 2010 Salı

Kadına şiddete son



Antalya Kadın Platformu yaptığı yazılı açıklamada, kadına yönelik şiddete artık son verilmesi gerektiğini bildirdi.


Açıklamada, televizyon kanallarında yayınlanan 'evlilik programları'nın ve 'çeşitli yarışmaların' kadını aşağıladığı ve reklamlarda ise 'kadın bedeninin metalaştırıldığı' bildirildi. Antalya Kadın Platformu'nun açıklamasında, Türkiye'de kadına yönelik şiddetin hayatın tüm alanlarında kriz, yoksulluk ve savaşla belirlenen koşullarda artarak sürdüğü ifade edildi. Evde, işte, kamusal ve özel alanda erkek anlayış tarafından 'öteki' olarak kabul edilmiş kadınlara uygulanan şiddetin, yine bu anlayış tarafından 'normal ve olağan' kabul edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Kadınlar en yakınındaki erkekler; müdürü, amiri, kocası, ailesi tarafından şiddete uğruyor. Şiddet, ülkemizde, namus cinayetlerinden, baskı nedeniyle intihar olaylarına, işyerinde tacizden, ekonomik şiddete; kadını sosyal olarak aşağılayan ve kadın bedenini metalaştırarak fiziksel şiddete ortam sağlayan TV programlarından, yine aynı mantıkla hazırlanan eğitim müfredatına kadar açık ya da örtük biçimlerde hayatın her alanında hüküm sürüyor."


YOKSULLUK ŞİDDETİ ARTTIRIYOR

Antalya Kadın Platformu'nun açıklamasında, 'yoksulluğun' kadına yönelik şiddeti arttırdığı bildirilirken, gelir dağılımındaki eşitsizliğin en çok kadınları etkilediği ifade edildi. Açıklamada, şu sözlere yer verildi: "Milyonlarca kadının sosyal refahı gündem dışına itilmiş, kayıt dışı sektörde çalışmak zorunda bırakılıyor. Kitlesel göçün yol açtığı, işsizlik, yoksulluk, eğitimsizlik, fuhuş, uyuşturucu kullanımı gibi pek çok sorun, yeni gerilimlere yönelik de bir potansiyel oluşturuyor." Kadına uygulanan şiddetin yine kadın duyarlılığı ve kararlı mücadelesiyle son bulacağı belirtilen açıklamada, "Şiddet bir insan hakkı ihlalidir. Kadına yönelik şiddete karşı sıfır tolerans gösterilmelidir. Bizler kadınlara uygulanan her türlü şiddeti kınıyoruz. Geleceğin ellerimizde olduğu inancıyla, mücadelemizi bütün eşitsizlikler yok oluncaya dek sürdüreceğiz" sözleri yer aldı.

Bakanlıktan şaka gibi ödül



Bakanlıktan şaka gibi ödül "İki dil bir bavul" en iyi müzik ödülünü kazandı


Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından düzenlenen '1. İlk Yönetmen Uluslararası Film Festivali'nde müziği olmayan 'İki dil, bir bavul' en iyi müzik ödülünü kazandı. Bakanlık müziği olmayan filme en iyi müzik ödülü verdi. Radikal'in haberine göre yönetmenliğini Orhan Eskiköy ile Özgür Doğan"ın yaptığı, Urfa"nın Demirci Köyü"ne atanan Denizlili öğretmen Emre Aydın"ın, Kürt çocuklarla geçirdiği bir seneyi anlatan "İki Dil Bir Bavul", sene boyunca çok sayıda ödül toplamıştı. Eskiköy ve Doğan; Adana"da Yılmaz Güney ve SİYAD ödüllerine, Saraybosna"da "EDN Talent"a, Abu Dabi"de en iyi Ortadoğu belgeseli ödülüne, Antalya"da en iyi ilk film Altın Portakal"ına layık görülmüştü. Ama şüphesiz hiçbiri, ikiliyi son aldıkları ödül kadar şaşırtmadı. "İki Dil Bir Bavul", son olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından düzenlenen "1. İlk Yönetmen Uluslararası Film Festivali"nde "en iyi müzik" ödülünü kazandı. Plaket, yönetmenlere postalandı. Her şey iyi hoştu, ama ortada bir tuhaflık vardı; zira "İki Dil Bir Bavul"da müzik kullanımı yok! Olan biteni Özgür Doğan"dan dinliyoruz; “Aralık başında Bayındırlık Bakanlığı"ndan aradılar, bir festival düzenlediklerini söyleyip ve bizden jüriye sunmak üzere filmin DVD"sini istediler. Bir süre ses seda çıkmadı. Daha sonra bakanlıktan bir sekreter aradı, "Size bakanlıktan bir şey yollayacağız, adres verir misiniz?" dediler. Ödül plaketini gönderdiler, "en iyi müzik ödülü" vermişler, filmimize. Filmimizde hiç müzik yok. Bakanlığı aradım, kimseye ulaşamadım. Çok şaşırdık. İmkansızı başardık ve hiç müzik kullanmadan en iyi müzik ödülü aldık!” Şaka gibi!

sokak çocukları



Biz tehlike değiliz -- tehlikedeyiz! Sokak çocuklarının çoğu kimsesiz değildir; ancak içinde bulundukları aile bağlarının niteliği, bu çocukları ya sokaklarda çalışarak aile bütçesine yardımcı olmaya ya da evden kaçmaya yönelten nedendir. Aslında bu çocuklar sokakların ‘kimsesiz’leridir. Çünkü onlar, içinde yaşamak için uğraş verdikleri topluma yabancılaşmışlardır. Onlar genellikle uyuşturucu kullanmaya ve suç mağduru ya da sanığı olma tehlikeleri ile karşı karşıyadırlar. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’si (ÇHS) çerçevesinde ele alındığında, bu çocuklar, özel koruma önlemlerine muhtaç çocuklar kategorisinde değerlendirilmektedir. Tüm dünyada tarih boyunca görülen en kalabalık çocuk kuşağı, içinde bulunduğumuz on yıl içinde dünyaya gelecektir ve bunların 1.5 milyonu da Türkiye’de doğacaktır. Bu çocukların bir bölümü, yoksulluk, aşırı kalabalık, fiziksel, ekonomik, cinsel ya da duygusal istismar gibi etkenler nedeniyle aileleri ile sorun yaşayacaktır. Koşullara uyum sağlamak için gösterilecek çabalara karşın, bu çocukların önemlice bir bölümü Türkiye’deki kentlerin sokaklarında yaşayan ve çalışan çocukların saflarına katılacaktır. Varolan Durum Türkiye’de kentlerin sokaklarında yaşayan ve/veya çalışan çocuk sayısı son dönemde gözle görülür biçimde artmıştır. Pek çok çocuk anne-babaları tarafından sokakta çalışıp aile geçimine destek vermeye zorlanmaktadır. İstismar eden ailelerden gelen çocukların bazıları kurtuluşu sokaklarda aramaktadırlar. Birçok zaman okula gidemeyen, gitse bile ev ödevlerini yapacak zamanı bulamayan bu çocukların bir çoğu eğitim sisteminin dışında kalmakta, bu da vasıflı işler için gerekli olan ilköğretim diplomalarını alma şanslarını sınırlamaktadır. Çocukların çoğu sokaktayken kötü muameleye, fiziksel ve/veya cinsel istismara, hastalıklara ve yetersiz beslenmeye maruz kalmakta, madde bağımlısı haline gelmektedir. Eylemler Sokak çocuklarına güvenli bir ortam sağlanması ve toplumla yeniden bütünleşmelerine yardımcı olacak becerilerin geliştirilmesi. Cinsel istismara maruz kalanlar, uçucu madde bağımlısı olanlar, sokaklarda çeşitli işler yapanlar, evlerinden kaçanlar ya da sokağa itilenler gibi farklı gereksinimleri olan çocuklar için güvenli ve destekleyici ortamlar sağlanması. Çocukların sokakta yaşamalarına ve/veya çalışmalarına yol açan temel nedenlere karşı alınacak önlemlerin desteklenmesi. Kaynakları harekete geçirmek, sokak çocukların eğitim ve öğretim gereksinimlerini karşılamak üzere hükümet kuruluşları ile birlikte özel sektör ve kamu sektörü ile ortak çalışmalar geliştirilmesi. Polis, jandarma, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, vb. gibi bu konumdaki çocuklarla ilgili görevler yapan kişilere yönelik eğitim çalışmaları düzenlenmesi ve bu çalışmaların desteklenmesi. Beklenen Değişiklikler Güvenli ve korunaklı ortamlar sağlanarak sokakta yaşayan ve çalışan çocuk sayısı azaltılacaktır. Okul terk olaylarında azalma sağlanacaktır. Sokakta çalışan çocukların sayıları azaltılacaktır. Çocuk suçlarıyla çocukların karıştıkları suçlarda azalma görülecektir. Çocukların fiziksel ve cinsel sömürüsü azalacaktır. Sokaktaki çocuklarda cinsel ilişki yoluyla ya da başka yollardan bulaşan hastalık vakaları azalacaktır. Toplumla yeniden bütünleşebilmeleri için sokak çocuklarına temel eğitimin yanısıra sosyalleşme ve mesleki eğitim imkanları sağlanacaktır. Sokaktaki çocukların durumuna ilişkin geliştirilecek çözümler uzun vade de toplumun refahını olumlu etkileyecektir.